
✅ 4. Polinükleotidler (PN / PDRN): Biyolojik Cilt Gençleştirme
İçindekiler
Polinükleotidler (PN / PDRN), medikal estetikte biyoteknolojik çağın en dikkat çekici gelişmelerinden biridir.
Saflaştırılmış DNA zincirlerinden elde edilen bu özel moleküller, ciltte hücresel yenilenmeyi uyararak
yaşlanma belirtilerini azaltır, cildin biyolojik fonksiyonlarını yeniden aktive eder.
Bu yaklaşım, klasik mezoterapi uygulamalarının ötesinde, biyorejeneratif tıp anlayışını estetik tıp alanına taşır.
Sonuç olarak yalnızca yüzeysel bir parlaklık değil, derin doku seviyesinde kalıcı gençleşme elde edilir.

Cilt Yenilenmesinde DNA Bazlı Yaklaşım
Bu tedavi, somon DNA’sından yüksek saflıkta izole edilen uzun zincirli nükleotidlerden üretilir.
İnsan DNA’sına biyolojik olarak uyumlu oldukları için dokular tarafından hızla kabul edilir.
Enjeksiyon sonrası fibroblast aktivitesini artırır; kolajen, elastin ve hyalüronik asit üretimini destekler.
Ayrıca hücresel enerji döngüsünü düzenleyerek cilt metabolizmasını canlandırır.
Bu sayede cilt daha parlak, esnek ve nemli bir yapıya kavuşur.
Doku içi mikrosirkülasyonu artırarak oksijen ve besin maddelerinin daha iyi taşınmasını sağlar.
Bu biyokimyasal etkileşimler sonucunda cilt tonunda denge, dokuda sıkılık ve yüzeyde pürüzsüzlük gözlemlenir.
Bilimsel Kanıt: PDRN’nin Klinik Etkinliği
PDRN’nin biyolojik etkisi yalnızca teorik değil, çok sayıda bilimsel çalışma ile desteklenmiştir.
Galeano ve arkadaşlarının 2017’de yayımladığı “Pharmacological Activity and Clinical Use of PDRN” başlıklı makale, bu konuda dönüm noktası kabul edilir.
Bu çalışmada PDRN’nin, adenozin A2A reseptörleri üzerinden etkili olduğu; bu yolak sayesinde doku onarımı, hücre proliferasyonu ve yeni damar oluşumunun (anjiyogenez) hızlandığı gösterilmiştir.
Araştırma, özellikle diyabetik ülser, yanık ve postoperatif yara modellerinde belirgin bir iyileşme ivmesi saptamış; PDRN’nin fibroblast proliferasyonunu artırarak doku rejenerasyonunda klinik düzeyde fark yarattığını ortaya koymuştur.
Bu farmakolojik veri, estetik tıpta polinükleotidlerin neden “biyolojik gençleştirme ajanı” olarak tanımlandığını açıklamaktadır.
Aynı etki mekanizması, cilt yenilenmesi ve anti-aging uygulamalarda da geçerlidir: kontrollü inflamasyon + hızlandırılmış onarım + kollajen yeniden yapılanması.
Kaynak: Pharmacological Activity and Clinical Use of PDRN – Galeano et al., 2017
Hücresel Etki Mekanizması
DNA temelli bu tedavi, cilt dokusunda bir dizi biyolojik yanıt başlatır.
Polinükleotid zincirleri, dokuya enjekte edildikten sonra adenozin reseptörleri üzerinden
hücresel iletişimi artırır ve fibroblastların çoğalmasını tetikler.
Yeni kolajen liflerinin sentezlenmesiyle birlikte elastikiyet artar,
hücre yenilenmesi hızlanır ve epidermal bariyer güçlenir.
Bu süreçte aynı zamanda antiinflamatuar etki de oluşur.
Hücre içi oksidatif stres azaldığı için, çevresel faktörlerin (güneş, sigara, hava kirliliği)
neden olduğu erken yaşlanma belirtileri baskılanır.
Bu yönüyle polinükleotidler yalnızca “güzellik” değil, cilt sağlığının korunması açısından da önem taşır.
PDRN ve PN Arasındaki Fark
Her iki ajan da aynı kökenden elde edilir, ancak işlevsel farklılıklar taşır:
| Özellik | Polinükleotid (PN) | PDRN |
|---|---|---|
| Molekül Yapısı | Uzun DNA zinciri | Kısa DNA fraksiyonu |
| Etki Başlangıcı | Yavaş, derinlemesine | Hızlı, yüzeyel |
| Kalıcılık | 12-18 ay | 6-9 ay |
| Kullanım Alanı | Cilt gençleştirme, nem dengesi | Skar, yara, lazer sonrası onarım |
| Doku Etkisi | Kolajen ve elastin sentezi | Hücresel iyileşme, antiinflamatuar |
| Kombinasyon | PRP, HA, RF sistemlerle uyumlu | Tek başına veya destekleyici olarak |
Bu farklar nedeniyle tedavi planı her hasta için kişisel hazırlanır.
Bazı protokollerde PN ve PDRN birlikte uygulanarak “maksimum rejeneratif sinerji” oluşturulur.
Klinik Uygulama Süreci
Tedavi, steril koşullarda mikroenjeksiyon veya kanül tekniğiyle uygulanır.
Seans öncesi lokal anestezik kremle cilt uyuşturulur; işlem ağrısızdır.
Seans sayısı genellikle 3–4’tür ve aralıklar 2–3 haftadır.
İlk seans sonrası hafif kızarıklık veya ödem normaldir, genellikle birkaç saat içinde geçer.
İlk 24 saatte makyaj önerilmez; güneşten korunmak ve bol su tüketmek gerekir.
2. seanstan itibaren ciltte canlılık, ton eşitliği ve elastikiyette artış fark edilir.
Tam sonuçlar 1–2 ay içinde belirginleşir ve etkiler 12–18 ay sürebilir.
Tedavi sonrası nemlendirme, antioksidan serumlar ve güneş koruyucu kullanımı önerilir.
Bu bakım adımları, uygulamanın biyolojik etkilerini uzun vadede destekler.
Kombine Kullanım Olanakları
Bu biyolojik tedavi, sinerjik etkileri nedeniyle farklı protokollere dahil edilebilir:
- PRP ile: Hücresel yenilenme güçlenir, saçlı deri uygulamalarında da desteklenebilir.
- Hyalüronik asitle: Derin nemlendirme sağlanır, dolgunluk etkisi artar.
- Mikroiğneleme veya RF ile: Emilim artar, doku uyarımı derinleşir.
- Lazer sonrası: Rejenerasyon hızlanır, hassasiyet azalır.
- Lipo-distrofi veya yara izleri: Doku kalitesini iyileştirir, elastikiyet kazandırır.
Bu kombinasyonlar, cilt tipi, yaş ve beklentiye göre hekim tarafından kişiselleştirilmelidir.
Hedeflenen Hasta Profili
• Cilt elastikiyetini kaybeden kişiler
• İnce kırışıklıkları belirgin olanlar
• Lazer, peeling veya Morpheus 8 sonrası destek isteyenler
• Akne skarı, leke veya düzensiz cilt dokusu bulunanlar
• Cildinde matlık, kuruluk veya ton eşitsizliği yaşayanlar
DNA bazlı bu tedavi her mevsim uygulanabilir; yaz döneminde bile güvenlidir.
Hem kadın hem erkek hastalar için uygundur, tüm Fitzpatrick cilt tiplerinde etkilidir.
Klinik Faydalar
Polinükleotid tedavileri yalnızca görsel olarak değil, histolojik düzeyde de fayda sağlar:
- Kolajen tip I ve III sentezi artar.
- Elastin lifleri yeniden organize olur.
- Dermal su tutma kapasitesi yükselir.
- Vasküler yapı güçlenir.
- Cilt bariyer fonksiyonu onarılır.
Bu biyolojik değişiklikler, estetik uygulamalarda en zor hedef olan “doğal görünümle gençleşme” dengesini sağlar.
Güvenlik ve Yasal Uyum
DNA temelli bu ürünler, T.C. Sağlık Bakanlığı / TİTCK tarafından
“Tıbbi Cihaz Sınıf III – Doku Rejenerasyon Ajanı” olarak sınıflandırılmıştır.
Yalnızca hekimler tarafından uygulanmalıdır.
Klinik gözlemler, tedavinin yüksek güvenlik profiline sahip olduğunu göstermektedir.
Yan etkiler çoğunlukla hafiftir: kızarıklık, ödem, iğne hassasiyeti veya geçici parlaklık.
Bu bulgular birkaç saat içinde kaybolur ve herhangi bir kalıcı sorun oluşturmaz.
Biyolojik Cilt Gençleştirme Neden Fark Yaratıyor?
Geleneksel uygulamalar genellikle kırışıklıkları geçici olarak düzeltir.
Oysa DNA temelli bu biyoteknolojik yaklaşım, hücrelerin yenilenme döngüsünü yeniden başlatır.
Yani dışarıdan ek bir hacim değil, içsel bir onarım gerçekleşir.
Cilt zamanla “daha genç davranmayı” öğrenir;
ışıltı, esneklik ve nem kalıcılıkla birleşir.
Bu yüzden polinükleotidler, estetik tıpta “doğal yaşlanma yönetimi” kavramının temel taşlarından biri haline gelmiştir.
Sık Sorulan Sorular
1. Sonuçlar ne kadar sürede görülür?
Genellikle ikinci seans sonrasında belirgin parlaklık ve doku kalitesi artışı gözlemlenir.
2. Diğer işlemlerle aynı gün yapılabilir mi?
Hayır, aynı bölgede eş zamanlı enjeksiyon önerilmez; 3–5 gün ara idealdir.
3. Ağrılı bir işlem midir?
Lokal anestezik kremle uygulandığında çoğu hasta yalnızca hafif batma hisseder.
4. Tedavi sonrası sosyal yaşama dönüş süresi nedir?
Genellikle birkaç saat içinde günlük rutine dönülebilir.
5. Kimler için uygun değildir?
Gebelik, emzirme ve aktif enfeksiyon durumlarında uygulanmaz.
📣 CTA – Şimdi Adım Atın
Cilt sağlığınızı biyolojik temellerle yeniden yapılandırmak,
doğal ve kalıcı gençleşme elde etmek istiyorsanız
polinükleotid temelli biyorejeneratif tedaviler sizin için doğru seçenek olabilir.
📞 Randevu almak veya detaylı bilgi edinmek için
klinik iletişim formu üzerinden ya da doğrudan WhatsApp hattımızdan bize ulaşabilirsiniz.
Cildinizin biyolojik potansiyelini yeniden keşfetmek ve
yaşınızın iyisi olmak için kişisel analiz sonrası
en uygun protokolü birlikte planlayalım.
—
Dr. Ahmet Can Selçuk
Medikal Estetik Hekimi – İstanbul
“Yaşının iyisi ol.”
